Türkiye, zeytincilikte sadece bir üretici değil, aynı zamanda bu ağacın gen merkezi. Ancak iklim değişikliği ve kontrolsüz kentleşme, yüzlerce yerel türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. UZZK, Slow Food ve Proje Evi Kooperatifi işbirliğiyle doğan Zeytin Atlası, bu tehlikeye karşı bilimsel bir “erken uyarı sistemi” ve envanter yönetimi sağlıyor.
Bilimsel Hassasiyet: IUCN Kırmızı Listesi ve Maxent Modelleme
Atlası diğer dijital haritalardan ayıran en temel özellik, akademik derinliği. Nadir zeytin çeşitleri, dünya genelinde nesli tehlike altındaki türler için kullanılan IUCN Kırmızı Listesi ölçütlerine göre sınıflandırıldı.
Ekolojik niş modelleme yöntemiyle; sıcaklık, yağış ve mevsimsellik gibi kritik değişkenler analiz edilerek her türün “ideal yaşam alanı” belirlendi. CHELSA-bioclim veri setiyle yapılan bu çalışmalar, zeytin türlerinin gelecekte iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini de simüle ediyor.
İklim Sığınakları: Geleceğin Zeytinlikleri Nerede Olacak?
Projenin en stratejik çıktılarından biri “İklim Sığınakları”nın belirlenmesi. Modelleme sayesinde, 2050 ve 2100 senaryolarında hangi bölgelerin zeytin tarımı için elverişli kalacağı tahmin ediliyor. Bu veri, sadece mevcut üreticiyi korumakla kalmıyor; yerel yönetimler ve kamu kurumları için “iklime uyumlu tarım planlaması” rehberi oluşturuyor.
Küçük Üreticinin Dijital Vitrini
Zeytin Atlası aynı zamanda bir sosyal sorumluluk ve ekonomi projesi. İki modülden oluşan platformun ikinci ayağı, doğa dostu üretim yapan küçük ölçekli üreticilerin veri tabanı.
- Pazara Erişim: Üreticilerin doğrudan tüketiciye ve sürdürülebilir gıda topluluklarına ulaşması hedefleniyor.
- Farkındalık: Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde, düşük karbon ayak izli ve biyoçeşitliliği destekleyen üretim modelleri teşvik ediliyor.
Hedef 2026: 100 Yeni Üretici ve Genişleyen Havza
Marmara’dan Güneydoğu Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı kapsayan ANATOLİVAR, gelecek yıl envantere 25 yeni tür ve 100 yeni üretici daha eklemeyi planlıyor. Bu, Türkiye’nin zeytin çeşitliliğinin %25’inden fazlasının dijital bir koruma kalkanına alınması anlamına geliyor.