İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Üç şef, tek sofra: Gault&Millau Signature Dining Experience Bodrum’da

Mersin’den Urla’ya, Antakya’dan Bodrum’a uzanan bir ürün haritası; Maksut Aşkar, Zeynep Pınar Taşdemir ve Osman Serdaroğlu’nun mutfaklarında yeniden yorumlandı. Gault&Millau Türkiye’nin Signature Dining Experience serisinin 2026 sezonundaki altıncı buluşması, The Casa Cala Bodrum’da gerçekleşti.

Bodrum’un yaz ritmi devam ederken, 2 Eylül akşamı The Casa Cala Bodrum’un Syma Restaurant’ında üç farklı mutfak dili aynı sofrada buluştu. Gault&Millau 3 Toque “Şapka” ödüllü Neolokal Kurucusu ve Şefi Maksut Aşkar, Araka Kurucusu ve Şefi Zeynep Pınar Taşdemir ve Teruar Urla Kurucusu ve Şefi Osman Serdaroğlu, Signature Dining Experience kapsamında yalnızca bu gece için hazırlanan menüyü birlikte tasarladı.

Bu buluşmayı yalnızca üç şefin aynı mutfakta bir araya gelmesi olarak tanımlamak eksik kalıyor. Gecenin asıl hikâyesi, Türkiye’nin farklı coğrafyalarından gelen ürünlerin üç ayrı mutfak bakışıyla aynı sofrada yeniden anlam kazanmasıydı.

Anadolu’dan Bodrum’a Uzanan Bir Menü

Menü, Türkiye’nin gastronomik çeşitliliğini coğrafi bir rota üzerinden takip etti.

Mersin’in kırmızı karidesi, Urla’nın çanak enginarı, Milas’ın zeytinyağı, Samandağ’ın nar ekşisi, Antakya’nın tuzlu yoğurdu ve sürk peyniri, Bodrum mandalinası, Karaburun’un bebek kalamarı, Taşköprü sarımsağı ve Antalya tahini aynı menünün farklı duraklarını oluşturdu.

İlk tabaklardan itibaren ürünün kendisini öne çıkaran bir yaklaşım hissedildi. Preslenmiş Mersin Kırmızı Karides, turşu suyu ve taze soğanla yalın bir başlangıç sunarken; Urla Çanak Enginar bezelye, havuç, patates ve portakal eşliğinde mevsimselliği merkeze aldı.

Deniz börülcesi tütsülenmiş narenciye ile farklı bir karakter kazanırken, bakla, dereotu, kırmızı soğan, Milas zeytinyağı ve Samandağ nar ekşisiyle hazırlanan Fava, Ege ile Akdeniz arasındaki lezzet geçişlerini taşıdı.

Antakya Ezmesinde sürk peyniri, tuzlu yoğurt ve zahter bir araya geldi. Osman Serdaroğlu’nun Tütsülenmiş Akya tabağı ise taze fasulye ve Bodrum mandalinası sosuyla denizden karaya uzanan bir eşleşme sundu.

Üç Mutfak Dili, Ortak Bir Anlatı

Üç şefin mutfakları birbirinden farklı olsa da menü boyunca ortak bir payda öne çıktı: ürünün geldiği coğrafyaya duyulan saygı.

Maksut Aşkar’ın Anadolu mutfak mirasını çağdaş bir gastronomi diliyle ele alan yaklaşımı, Zeynep Pınar Taşdemir’in ürün ve mevsimsellik merkezli mutfağı ve Osman Serdaroğlu’nun Urla ile kurduğu güçlü bağ, Bodrum’daki bu sofrada birbirini tamamlayan üç ayrı anlatıya dönüştü.

Yöresel ürünlerin öne çıktığı bölümde Açık Ateş Köz, patlıcan, biber, maydanoz, domates ve Samandağ nar ekşisiyle hazırlanırken; Köy Domatesi kırmızı soğan, sirke, Taşköprü sarımsağı ve Milas zeytinyağıyla servis edildi.

Ardından gelen Tütsülenmiş Ahtapot, tütsü biber, yabani semizotu, rezene ve Milas zeytinyağıyla deniz ürünlerinin daha aromatik bir yorumunu sundu. Zeynep Pınar Taşdemir’in Izgara Karaburun Bebek Kalamarı ise cibes ve narenciyeli hardalla eşleşti.

Ana yemek bölümünde ise Maksut Aşkar’ın Karides tabağı öne çıktı. Trakya kuskusu ve Taşlıca gambilyanın eşlik ettiği tabak, farklı Anadolu ürünlerini tek bir tabakta buluşturdu.

Son Dokunuş: Tahin ve Antep Baklavası

Gecenin finalinde tatlılar, menünün Anadolu eksenini korudu.

Yanık Tahin, Antalya tahini ve orman meyveleriyle hazırlanırken; Fıstıklı Antep Baklavası ve meyve ile menü tamamlandı.

Böylece gece boyunca Mersin’den Urla’ya, Antakya’dan Bodrum’a uzanan ürün yolculuğu, farklı bölgelerin mutfak hafızasını tek bir sofrada bir araya getiren bir finalle sona erdi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir