İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Londra’nın ünlü restoranları neden Körfez’e taşınıyor?

İngiltere’de yüksek vergi oranları ve artan işletme maliyetleri, Londra’nın önde gelen restoranlarını Dubai ve Abu Dabi gibi Körfez kentlerine yöneltiyor. Fallow’un ortaklarından James Robson, İngiltere’de restoran işletmenin giderek daha riskli hale geldiğini savunurken, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki işçi hakları ve bölgesel çatışmalar yatırımların gölgede kalan boyutlarını gündeme getiriyor.

Londra’nın tanınmış restoranları Körfez’e açılıyor

The Guardian’da yer alan habere göre; İngiltere’deki yüksek vergi yükü ve işletme koşullarına ilişkin tartışmalar, ülkenin önde gelen restoran işletmecilerini uluslararası pazarlarda büyümeye yönlendiriyor. Londra’nın dikkat çeken restoranlarından Fallow’un ortaklarından James Robson, İngiltere’deki vergi politikalarının işletmeler açısından risk almayı zorlaştırdığını belirterek Körfez ülkeleri ve Doğu Asya’yı öncelikli büyüme pazarları arasında gösterdi.

St James’s Market’te faaliyet gösteren Fallow, günde yaklaşık bin kişiye hizmet veriyor. Sosyal medyada 650 bin takipçiye ulaşan restoran, baharatlı tereyağı sosuyla servis edilen bütün morina balığı kafası gibi sıra dışı tabaklarıyla tanınıyor. Restoranın ortaklarından Robson, Körfez bölgesinde yeni bir şube açmak üzere anlaşma imzaladığını açıkladı.

Londra’nın uluslararası alanda tanınan başka restoranları da Dubai ve Abu Dabi’de faaliyet göstermeye başladı. Mayfair’in ünlü restoranı Scott’s, iki Michelin yıldızlı Hint restoranı Gymkhana, lüks Çin restoranı Park Chinois ve Borough Market’teki fırın markası Bread Ahead, Dubai’de şube açan işletmeler arasında yer alıyor. Mayfair’in tanınmış mekanlarından Isabel’s ise Abu Dabi’de faaliyet gösteriyor.

Vergi yükü yatırım kararlarını etkiliyor

Hong Kong’da Asya pazarındaki fırsatları değerlendiren Robson, ABD, Körfez ülkeleri ve Doğu Asya’yı şirketi için önemli büyüme bölgeleri olarak tanımladı. İşletmeci, bu pazarların iş dünyasına yaklaşımlarını karşılaştırırken Körfez ülkelerinin şirketlerin kuruluş ve faaliyet süreçlerini desteklediğini, Doğu Asya’nın ise çalışma kültürü ve vergi sistemi açısından İngiltere’den ayrıştığını ifade etti.

Robson’a göre İngiltere’deki vergi yükü, restoran işletmeciliğinde risk ile potansiyel kazanç arasındaki dengeyi bozuyor. İşletmeci, son iki bütçede uygulanan ve büyümeyi olumsuz etkilediğini düşündüğü vergi politikalarını eleştirerek yeni vergi düzenlemelerinin de gündeme gelebileceğine dikkat çekti.

İngiltere’de restoran ve konaklama sektörüne uygulanan yüzde 20’lik Katma Değer Vergisi (KDV), sektörün başlıca tartışma konularından biri. Haberde aktarılan karşılaştırmaya göre Avrupa’da restoranlara uygulanan KDV oranı ortalama yüzde 12 seviyesinde bulunurken, İtalya’da restoranlarda satılan yiyecekler için bu oran yüzde 10 olarak uygulanıyor.

Robson, İngiltere’deki yüzde 20’lik KDV oranının yanı sıra yüzde 25 kurumlar vergisi ve yüzde 40’ı aşan temettü vergisinin de işletmelerin maliyet ve yatırım hesaplarını etkilediğini belirtti. Restoran işletmecileri, sektördeki vergi yükünün Avrupa’daki oranlara yaklaştırılması yönünde çağrıda bulunuyor.

Michelin yıldızlı şefler de yurt dışına yöneliyor

Yurt dışında büyüme eğilimi yalnızca yeni şube açmak isteyen işletmelerle sınırlı değil. Michelin yıldızlı şef Jason Atherton da zamanının yaklaşık üçte birini Dubai’deki restoranında geçirdiğini belirterek, yurt dışında kâr elde etmenin Londra’ya kıyasla daha kolay olduğunu ifade etti.

Ancak Körfez’deki büyüme, işletmeler açısından risksiz bir tablo sunmuyor. Orta Doğu’daki çatışmalar ve güvenlik endişeleri, bölgedeki restoranların faaliyetlerini etkileyebiliyor. Dinner by Heston restoranının, bölgedeki savaşın etkilerinin ardından geçici olarak kapalı kalması bu risklerin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Michelin Rehberi de Dubai’deki restoranlara ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle eleştirilere konu oldu. Rehberde, geçici veya kalıcı olarak kapalı olduğu belirtilen 16 restoranın yer alması tartışma yarattı. Söz konusu restoranlara yönelik bazı denetim ziyaretlerinin çatışmalar başlamadan önce gerçekleştirilmiş olabileceği ifade edildi.

Körfez’de büyümenin gölgesinde işçi hakları

Körfez ülkelerinin restoran yatırımları açısından sunduğu fırsatlar, çalışma koşulları ve insan hakları konusundaki endişelerle birlikte değerlendiriliyor. Uluslararası Af Örgütü İngiltere Kampanyalar Direktörü Felix Jakens, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) işçi hakları ve çalışanların emek sömürüsünden korunması konusunda ciddi sorunları bulunduğunu belirtti.

BAE nüfusunun çoğunluğunu oluşturan göçmen işçilerin, işverenleriyle bağlarını güçlendiren sponsorluk sistemi nedeniyle istismara açık hale gelebildiğine dikkat çeken Jakens, ülkede çalışanların sendika kurma hakkından yoksun bırakıldığını vurguladı.

Jakens, Körfez bölgesine açılan İngiliz işletmelerinin insan hakları konusunda gerekli incelemeleri yapması gerektiğini belirterek, mutfak çalışanlarının adil koşullarda istihdam edilmesi, ücretlerinin düzenli ödenmesi ve işlerini ya da vizelerini kaybetme korkusu yaşamadan şikayetlerini dile getirebilmesi gerektiğini ifade etti.

Robson: Vergilerimi ödemekten gurur duyuyorum

İngiltere’deki vergi politikalarını eleştirmesine rağmen Robson, ülkesine vergi ödemekten gurur duyduğunu ve kamu maliyesine katkıda bulunmayı sürdüreceğini söyledi.

İşletmeciye göre temel sorun, İngiltere’de büyümek isteyen şirketlerin üstlendiği riskin karşılığını alabilecekleri bir ortamın giderek zorlaşması. Robson, bu nedenle İngiltere’de daha temkinli hareket etmeyi, büyüme fırsatlarını ise yurt dışında değerlendirmeyi planladığını belirtti.

İngiliz restoran sektöründeki bu yönelim, bir yandan Körfez ülkelerinin uluslararası gastronomi yatırımları açısından artan önemini ortaya koyarken diğer yandan vergi politikaları, çalışan hakları ve jeopolitik risklerin işletmelerin uzun vadeli kararlarındaki belirleyici rolünü gündeme taşıyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir