Yemek sipariş uygulamalarının yaygınlaşması, tüketicilerin restoran ve yemek deneyimine bakışını da değiştiriyor. Visa’nın yeni verileri, yeme içme alışkanlıklarının giderek ev merkezli hale geldiğini ortaya koyarken, yemek teslimatı günlük hayatın kalıcı parçalarından biri haline geliyor.
Visa verilerine göre ABD’de kart harcamalarının 2019 yılında yüzde 52’si ev dışında, fiziksel mağazalarda gerçekleşiyordu. 2026 itibarıyla ise ödeme hacminin yüzde 58’i internet üzerinden veya mobil uygulamalar aracılığıyla uzaktan yapılıyor.
Bu dönüşüm gastronomi açısından özellikle yemek teslimatında kendini gösteriyor. Yemek teslimat uygulamalarında aktif olan Visa kartlarının oranı 2018’de yaklaşık yüzde 1 seviyesindeyken, pandemiyle birlikte hızla yükseldi. Oran 2020’de yüzde 5’i, 2021’de ise yüzde 10’u aştı. Bu seviyenin ardından uzun süre yatay seyreden oran, 2026’da yaklaşık bir puan geriledi.
Visa, bu dönüşümü “couch economy” yani “koltuk ekonomisi” olarak tanımlıyor. Kavram, tüketicilerin yemek, eğlence ve alışveriş gibi günlük ihtiyaçlarını evlerinden ayrılmadan karşılamaya daha fazla yönelmesini ifade ediyor.
Yemek siparişi günlük alışkanlığa dönüştü
Verilerde dikkat çeken noktalardan biri, yemek teslimatının artık yalnızca belirli bir tüketici grubunun tercih ettiği bir hizmet olmaması. Günlük tüketiciler, yemek teslimatını en yoğun kullanan gruplar arasında yer alıyor.
Bu durum, restoran yemeklerinin ev ortamında tüketilmesinin geçici bir pandemi alışkanlığından ziyade kalıcı bir gastronomi davranışına dönüştüğüne işaret ediyor. Çok sayıda restoranı tek bir platformda bir araya getiren teslimat uygulamaları da tüketicilerin farklı mutfaklara ve restoranlara erişimini kolaylaştırıyor.
Böylece restoran deneyimi yalnızca restoranın fiziksel mekânıyla sınırlı kalmıyor. Menü, paketleme, teslimat süresi ve yemeğin eve ulaştığındaki kalitesi de gastronomi deneyiminin bir parçası haline geliyor.
Restoran deneyimi hâlâ güçlü
Bununla birlikte, evde yemek tüketiminin yükselişi restoran kültürünün gerilediği anlamına gelmiyor. Visa verileri, ABD’de yemek teslimatı harcamalarının bu yıl yavaşladığını gösterirken, restoran sektöründeki bazı göstergeler tüketicilerin yeniden fiziksel restoran deneyimine yöneldiğine işaret ediyor.
Son dönemde tam servis restoranlar, hızlı servis restoranlarına kıyasla daha güçlü performans gösterdi. Sonuçlarını açıklayan halka açık şirketler arasında tam servis restoran markalarının medyan aynı mağaza satışları son çeyrekte yüzde 1,6 artarken, sınırlı servis restoranlarında artış yüzde 0,8 oldu.
Tüketicilerin zincir restoranlardan bağımsız restoranlara doğru harcama kaydırması da gastronomi açısından dikkat çekici bir diğer gelişme olarak öne çıkıyor.
Gastronomide yeni beklenti: kolaylık
“Koltuk ekonomisi”, gastronomi sektöründe yalnızca yemek siparişlerinin artışını değil, tüketicilerin yemek deneyiminden beklentilerinin değişmesini de beraberinde getiriyor.
Tüketici artık bir restorana gitmeden de farklı mutfaklara erişebiliyor. Bu nedenle restoranlar açısından yemek kadar, yemeğin evde nasıl deneyimlendiği de önem kazanıyor.
Visa’nın verileri, gastronominin iki farklı deneyim etrafında şekillendiğini gösteriyor: evde restoran yemeği deneyimi ve restoranın sunduğu fiziksel deneyim. Tüketicinin beklentisi ise her iki kanalda da daha fazla kolaylık, erişilebilirlik ve kaliteli bir deneyim.






İlk yorum yapan siz olun